8 Nisan 2008
Sıdıka İlk Meze Restoranı
Bir birahanenin yerine açılan Sıdıka, sahibinin adını taşıyor. Bu genç kadın, sade ve şık mekanında muhteşem balıklar, kalamarlar, otlar, mezeler hazırlıyor. Bob Dylan`ın `The Times They`re a Changin` şarkısında söylediği gibi, toplumsal, sosyal bir değişimin göbeğindeyiz. 1960`lar kadar radikal bir değişim değil, ama bizim için epey hızlı sayılabilecek bir dönem.Bu değişimden herkes, her yer nasibini alıyor. Bir gün popüler olan mekan, ertesi gün unutuluveriyor. Tost büfeleri, esnaf lokantalarından başka alternatifi olmayan bir cadde, birdenbire şımşık butiklerle, restoranlarla göz kamaştırabiliyor.
Akaretler`le Fulya`yı birbirine bağlayan Şair Nedim de bu değişimden nasibini aldı. W Oteli`nin 200-300 metre ilerisinde, kırmızı sade tabelasıyla caddede bir çiçek gibi parlayan bir meze restoranı açıldı: Sıdıka! İzbe bir birahanenin yerine açılan Sıdıka, sahibinin adını taşıyor. Bu genç kadın, sade ve şık mekanında muhteşem tazelikte balıklar, kalamarlar, otlar, mezeler hazırlıyor. İddia ediyorum: Bırakın Şair Nedim`i, İstanbul`da az bulunacak tatlar bunlar!
İnşaat mühendisi olan Sıdıka, yeme-içme dünyasında yeni değil: Moda`daki Cibalikapı Balıkçısı`nın eski ortağı ve kurucusu. Şimdi kendi küçük dükkanı var, bu gidişle işleri büyütüp kabına sığmayacak…
TATLI SU ÇİPURASI
Sıdıka`nın dekorasyonu, ilk etapta bir Cihangir mekanı duygusunu verebilir. Ama girişteki tahtada yazılı günün mönüsüne, açık renk ahşap masa takımlarına, barın üzerindeki metal içki raflarına bakıp çabuk karar vermeyin. Girişteki en geniş masa boşsa, kırmızı deri köşe koltuğa kurulun. Ve kendinizi Sıdıka Hanım`ın ellerine bırakın.
En az 6-7 çeşit ot bulacaksınız, ister büyük bir tabağa hepsinden söyleyin, ister küçük meze tabakları halinde sadece sevdiklerinizden seçin. Şevket-i bostan her yerde bulunmaz mesela, radika, deniz börülcesi, turp otunun en leziz ve taze olanını yiyebilirsiniz. Fıstıklı peynir, içki sofrası için ideal. Favayı her yerde yemem, burada mutlaka deneyin çünkü tadı tuzu tam puan aldı benden. Kopsiya, hamsi veya levrekten yapılan bir meze… İdeal bir rakı arkadaşı.
Kalamarı bütün yiyebileceğiniz için sakın pas geçmeyin- Sıdıka bizzat seçiyor balık pazarından. Kaldı ki kızartma olmasına rağmen kesinlikle ağır değil. Günün balıkları arasında `tatlı su çipurası` varsa çekinmeden söyleyin, bu bir espri! Fakat çok lezzetli bir espri… Sadece sarımsak, zeytinyağı ve su ile fırında pişirilen balık, bu kadar mı güzel olur? Olmuş işte! Küçük balık severseniz, hamsi veya gümüş isteyin. Ben hayatımda bu kadar diri, iri ve hafif kızartılmış gümüş balığı yemedim, onu da belirteyim. Sağlıklı yeme derdinde olanlar hiç çekinmesin, çünkü Sıdıka`nın aşçısı gerçekten çok başarılı.
Ben her gittiğimde balıklara, mezelere dalmadan edemedim. Ancak makarna ve et seçenekleri de mevcut. Gündüzleri civarda çalışanlardan burada yemek yiyen çok. Hatta öğleden sonraları da çay kahve servisi var. Yakın zamanda evlere servis başlayacak, yani mezelerden evinize getirtip kendiniz yapmış gibi hava atabilirsiniz.
Sıdıka`nın yerine ne meyhane, ne de kafe demek doğru. Kendisi, İspanyol tapas bar`dan yola çıkarak `meze restoranı` diyor. Bu arada nasıl tatlı, nasıl cıvıl cıvıl, nasıl da işini seven bir genç kadın… Elbette bu ruh hali servise de, yemeklere de yansıyor.
Bravo Sıdıka Hanım! Sizi tutabilene aşk olsun!
Ne kadar ödedim?
İçkisiz kişi başına 35`den fazla tutmuyor. İçkiyle 45 YTL.
Ne kadar öderdim?
İstiklal`de fiyatlar bunun iki misline çıkmış vaziyette arkadaşlar! Daha ne diyeyim?
Yemek *****
Ortam ****
Servis ****
Fiyat politikası *****